YERYÜZÜNDE ADALET KADIN HUKUKÇULAR PLATFORMU OLARAK ÖNERİLERİMİZ

YERYÜZÜNDE ADALET KADIN HUKUKÇULAR PLATFORMU OLARAK ÖNERİLERİMİZ

Savaş ve soykırım suçlarını işleyen işgalci İsrail ile ona destek olarak bu suça iştirak eden ülkeler ve insanlar hakkında artık sözden ziyade eyleme geçme vakti gelmiştir.

Elimizde bulunan “hukuk” silahını en iyi ve en doğru şekilde kullanmayı kendimize bir görev ve soykırıma uğrayan çocuklar ve siviller için insanlık adına vicdani bir zorunluluk olarak görmekte olduğumuzdan, tarihe kayıt düşmek ve delil niteliğinde olması açısından bu Raporu hazırlamış bulunmaktayız.

7 Ekim sonrası Gazze süreci, insanlık tarihine kapkara bir leke olarak geçmekte ve insanlık vicdanında onarılması çok zor yaralar açmaktadır. İnsanlık vicdanının daha fazla kanamaması, yüzyıllar içinde çetin mücadeleler verilerek inşa edilmiş insanlık değerlerinin tamamen yerle bir olmaması ve her şeye rağmen adaletin yeniden tesis edilmesi adına derhal atılması gereken adımlar bulunmaktadır.

Öncelikle Gazze’ye yapılan insanlık dışı saldırı derhal durdurulmalı, uygulanan ekonomik ve siyasi ambargo derhal sonlandırılmalı, insani yardım koridorları acilen açılmalı ve yardımlar bölgeye ulaştırılmalı, asgari yaşam koşulları derhal oluşturulmalıdır. 

Aşağıdaki önerilerin hayata geçirilebilmesi için İsrail zulmüne karşı çıkan devletler bir araya gelmeli, bir yandan yaptırım ve müdahale imkânlarını seferber ederek İsrail saldırganlığını durdurmaya çalışırken, diğer yandan da çekimser oy kullanan ülkelere ikna çabaları başlatmalı ve uluslararası mekanizmaları çalışmaya zorlamalıdır. 

İnsanlık tarihinin dönüm noktalarından biri haline gelen bu olayın ardından BM’nin yapısı ve işlevi yeniden ele alınmalı, yerle bir edilen uluslararası hukuk ve insanlığın ortak değerleri yeniden inşa edilmelidir.

Savaşlar, silahlı çatışmalar ve diğer şiddet yöntemleri dünya barışını ve uluslararası toplumsal bütünleşmeyi derinden sarsmaktadır. Çeşitli nedenlerle karşı karşıya gelen ve çatışan insanlar ve toplumlar, insani birlikteliği bozmakta ve ciddi sosyal risklere yol açmaktadırlar. 

Bütün bu karmaşa ve olumsuzluklar içerisinde, en çok korunmaya muhtaç olan çocukların temel haklarının korunarak güvenli yaşayabilmelerinin sağlanması elzemdir. 

Bu Rapor, 2023 yılını kapsamakta ve yıl boyunca işgalci İsrail tarafından Filistinli çocuklara karşı yapılan hak ihlallerine ilişkin verileri ortaya koymaktadır. Raporda ortaya konan veriler, durumun ciddiyetini ve vahametini açıkça göstermektedir. Soykırımın yeni başlamadığını, yıllardır devam ettiğini de açıkça gözler önüne sermektedir.

Çocuk hakları en geniş kapsamıyla Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmıştır. Bu hakların korunması, uygulanması ve denetlenmesi süreçlerinde devletlere, insan hakları örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve dünyanın vicdanlı insan hakları savunucularına da önemli görevler düşmektedir. Bu alanda uluslararası hukuk kuralları ve uluslararası kararlar bulunmakta, ancak bunların uygulanırlığı konusunda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. 

İhlallere neden olan kişi, kurum ve devletlerin ağır yaptırımlarla cezalandırılması, buna ilişkin bağlayıcı ve caydırıcı kararlar alınması gerekmektedir. 

Çocuklara yönelik ihlallere karşı gösterilecek tepkilerin çocuğun üstün yararı gereği, her türlü siyasi, ekonomik ve benzeri çıkarların üzerinde tutulması gerekmektedir. 

Öte yandan bu alanda farkındalığın artırılması, uluslararası inisiyatifin güçlendirilmesi, çocuk hakları savunucularının, uluslararası denetim mekanizmalarının ve örgütlerinin harekete geçirilmesi gerekmektedir. 

Bu minvalde;

İsrail İşgal Devleti ve İşbirlikçilerinin; 

  • İsrail’in Gazze’deki sivil halka yönelik sistematik ve yaygın biçimde gerçekleştirdiği soykırım ve savaş suçu teşkil eden saldırılarını, barbar, vahşi ve insanlık dışı katliamlarını telin ediyoruz. İsrail ve soykırım teşkil ettiği sonucuna varılabilecek olaylarda suç ortaklığı yapmış olan devletlerin sorumlu tutulmasını ve Filistin halkına verdikleri yıkım, ölüm ve zararla orantılı tazminatlar ödemelerini,
  • Bölgede yaşanan çocuk hakları ihlallerinin ve SOYKIRIM SUÇUNUN faili konumunda bulunan işgal devletinin; SOYKIRIMA, keyfi çocuk öldürmelerine, tutuklamalarına, eğitim ve barınma hakkı engellemelerine, ev baskınlarına, çocukların fiziksel ve psikolojik bütünlüğüne yönelik her türlü müdahalelerine derhal son vermesini,
  • Uluslararası Adalet Divanı’nın 26 Ocak 2024 tarihinde işgalci İsrail’in Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki fiillerin işlenmesini önlemek için tüm tedbirleri alması ve sözleşmeyle yasaklanan fiillerin işlenmemesi için gerekli önlemleri alması gerektiğine dair aldığı ihtiyati tedbir kararını ve 24 Mayıs 2024 tarihinde İsrail’in Soykırım Sözleşmesi’nin 2 ve 3. maddeleri kapsamındaki eylemlere ilişkin iddialarla ilgili delillerin imhasını önlemek ve korunmasını sağlamak için etkili önlemler almasına ilişkin kararını derhal uygulamasını,
  • Uluslararası hukuka uymasını, Filistinli çocukların en temel haklarına ilişkin ihlallerine son vermesini, işgal devletinin de altında imzası bulunan BM İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve daha özelde çocuk hakları sözleşmelerine uymasını, en temel hukuk normları katliamlarına son vermesini,
  • İşgal hapishanelerinde tutulan ve sistematik işkenceye maruz kalan çocuklara karşı Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni uygulamasını,
  • 1997 Roma Statüsü’nde savaş suçu olarak sayılan tecrit ve apartheid uygulamalarının, özellikle işgal edilmiş Filistin şehirlerinde yaşayan çocukların “kendini geliştirme hakkı”nın ihlaline sebep olan kontrol noktalarını ve utanç duvarını kaldırmasını,
  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından 2009 yılında alınan 1860 sayılı kararı uygulayarak Gazze’de yaşayan on binlerce çocuğun en temel haklarını ihlal eden ablukayı acilen kaldırmasını, 
  • İsrail vatandaşı olan Yahudi çocuklara uygulanan çocuk yargılama usullerini Filistinli çocuklar için de uygulamasını,
  • Soruşturmalar yapmak üzere çocuk hakları ihlallerinin yaşandığı bölgelere giden BM insan hakları uzmanlarına, bağımsız insan hakkı ihlalleri soruşturmacılarına ve gazetecilere uluslararası teamüllerin gerektirdiği şekilde davranmasını,
  • Halkın hayatta kalması için gerekli olan yakıt, tıbbi ve gıda malzemeleri de dâhil olmak üzere insani yardım malzemelerinin girişine izin vermek için derhal güvenli koridorları açmasını ve halkın suya ve elektriğe erişimini sağlamasını,

Birleşmiş Milletlerden;

  • Tüm devletleri, işgal yetkililerine, ordusu ve terörist yerleşimcilerin Filistin halkını öldürmek, evlerini, hastanelerini, okullarını, camilerini, kiliseleri ve tüm mallarını yok etmek için kullandığı silah ve mühimmat ihracatını derhal durdurmaya çağırmasını,
  • Uluslararası hukukun uygulanmasında çifte standardı reddederek, İsrail’i ve işbirlikçi ülkeleri uluslararası hukuk kurallarını ve Birleşmiş Milletlerin aldığı kararları uygulamaları yönünde baskı yapmasını, 
  • Tarafları yalnızca müzakereye davet ederek veya ihlalleri kınayarak değil, açıkça soykırım ve savaş suçu işlenen olaylara daha aktif bir şekilde dâhil olmasını, 
  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından alınacak kararlarda çocuğun üstün yararının gözetilmesini sağlamasını, 
  • Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin yoğun ve sistematik olarak yaşanan çocuk hakları ihlallerine yönelik acilen gerekli önlemleri almasını, raporlama, analiz etme ve yaşanan çocuk hak ihlallerinin önlenmesine dair salt kınama mesajların ötesine geçen ve yaptırımlar içeren kararlar almasını sağlamasını,
  • Emredilen bağlayıcı tedbirlere uymadığı anlaşılan İsrail’e derhal silah ambargosu uygulanmasının yanı sıra acil ve kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve uluslararası hukuka saygının yeniden tesis edilmesi için yaptırımlar da dâhil olmak üzere gerekli diğer ekonomik ve siyasi tedbirlerin alınmasını;

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan;

  • Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkını vurgulayan, işgalci İsrail’in işgal faaliyetlerini sona erdirmesine ve işgal ettiği yerlerden çekilmesine yönelik kararlar almasını, 
  • İsrail’in 1967’den beri işgal ettiği Filistin topraklarında işlediği suçlarla ilgili uluslararası raporları onaylamasını, bu raporlara dayanarak İsrail’in hem devlet hem de yetkilileri olarak uluslararası mahkemeler önünde yargılanması için davalar açılmasını teşvik etmesini, 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden;

  • İsrail işgalini sona erdirmek için uluslararası hukuka uygun biçimde ve 242 sayılı (1967), 338 sayılı (1973), 497 sayılı (1981), 1515 sayılı (2003) ve 2334 sayılı (2016)  Kararlarının uygulanması için gereken tedbirleri almasını,
  • İsrail’in tüm Filistin toprakları üzerindeki işgalini sona erdirmesi, bağımsız ve egemen Filistin Devletinin 4 Haziran 1967 sınırlarına riayet ederek, Kudüs başkentli olarak kurulması, Filistin halkının, başta kendi kaderini tayin, Filistinli mültecilerin yurda geri dönüşü ve tazminat hakları olmak üzere devredilemez tüm haklarının tanınması konusunda yaptırımlar uygulamasını,
  • Doğu Akdeniz’de donanmaları bulunan ABD ve İngiltere’yi İsrail’e yönelik tüm silah sevkiyatını durdurması ve ambargo uygulaması yönünde karar almasını,
  • Gazze’ye yönelik ablukanın kırılarak uluslararası insani yardım konvoylarının (gıda, ilaç ve yakıt dâhil ) Gazze Şeridi’ne derhal girmesinin mecbur kılınmasını,
  • İsrail’e işlediği soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle ekonomik yaptırımlar uygulanmasını öngören bağlayıcı kararlar almasını, 
  • İsrail’in yerleşim birimlerine yaptığı Yahudi nüfus transferlerini durdurmaya yönelik bağlayıcı kararlar almasını, 
  • Kutsal mekânların kutsallığının korunması konusunda daha hassas olmasını ve söz konusu mekânlara yönelik saldırıların önlenmesine dönük bağlayıcı kararlar almasını, 

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden;

  • Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı’nın 20/05/2024 tarihli işgalci İsrail yetkillileri hakkındaki tutuklama talebinin kabul edilmesini,
  • Uluslararası Adalet Divanı tarafından Güney Afrika’nın başvurusuna istinaden kabul edilen soykırım davası delillerinin UCM savcısı tarafından soykırım suçu talepnamesine eklenmesini,
  • Ayrıca başbakan ve savunma bakanının yanında, İsrail’in işlediği suçlarda katkısı bulunan başta Genelkurmay başkanı Herzi Halevi, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Miras Bakanı Amichai Eliyahu ile daha alt rütbelerdeki pek çok askeri yetkilinin de sorumlu tutulması ve haklarında tutuklama kararı çıkartılmasını,
  • Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı tarafından İsrail aleyhine başlatılan ceza soruşturmasında çocuk haklarının ihlali suretiyle işlenen suçların tespiti ve sorumlularının yargılanmasında özel bir hassasiyet göstermesini,
  • Soruşturmaların hızlandırılmasını, adil bir şekilde sonuca bağlanarak İsrail’deki sorumlu kişiler hakkında dava açılmasını ve hakkında dava açılanların mahkeme önüne çıkarılması yönünde özel bir çaba sarf etmesini, 
  • İsrailli askeri ve sivil yetkililerin Roma Statüsü’nün 77. maddesine göre, soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçundan yargılanarak ilgili hükümlere istinaden ömür boyu hapis, uzun süreli hapis, suçtan doğrudan veya dolaylı olarak elde ettikleri mal, kazanç ve varlıklarına el konulması, para cezası türünden cezalara hükmetmesini,

İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan;

  • Birleşmiş Milletlerden sonra en geniş katılımlı ikinci uluslararası örgüt konumunda bulunan ve 1969 Mescid-i Aksa yangını sonrası Filistin ve Kudüs davasının savunulması amacıyla kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın işgalci ve soykırım suçlusu İsrail’e karşı somut, caydırıcı ve etkin yaptırım kararları almasını, 
  • Teşkilata üye ülkelerin Amerikan üslerini kapatmasını, 
  • Kara, hava ve deniz sahalarını işgalci İsrail’e kapatmalarını,
  • Uluslararası hukuk kurallarını uygulamayan İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerin kesilmesini, 
  • Petrol ambargosunun uygulanmasını, 
  • İşgalci İsrail sivil havacılığının Arap hava sahasında engellenmesini, 

Uluslararası Özel Ceza Mahkemeleri’nden;

  • 2. Dünya Savaşı’nın hemen akabinde Nazi partisi lider kadrosunun Nürnberg Mahkemesi’nde, eski Yugoslavya liderlerinin, Ruanda ve Bosna Hersek’teki savaş suçlularının yargılama girişimlerinde olduğu gibi sistematik ve planlı soykırım faaliyetlerine ilişkin İsrailli işgalcileri yargılamak için uluslararası özel ceza mahkemeleri kurulmasını,

Evrensel Yargı Yetkisine Sahip Ulusal Mahkemeler ’den; 

  • Ulusal mahkemelerin, kendilerine karşı uluslararası bir suç işleyen kişileri, devlet sınırları içinde veya dışında olsun, kendi vatandaşı olsun veya olmasın, kovuşturma ve yargılama olanağı veren tam evrensel yargılama yetkisini uygulayarak İsrail’in Filistin topraklarında işlediği savaş suçları ve soykırım suçlarından yargılanması için gerekeni yapmaları,

Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları ve Kamuoyundan;

a) Filistin insan hakları örgütlerinden, BM ile değişik uluslararası kuruluşlara sunulmak üzere Filistin topraklarında uluslararası hukuka yönelik ihlallerle ayrıntılı ve yasal belgelenmiş raporlar hazırlamasını, 

  1. İnsan hakları ihlali mağdurlarının şikâyetlerini kabul edip, bunların davalarını uluslararası hukuk alanında uzman avukatlar aracılığıyla takip etmesini, işgalci İsrailin yerleşim birimleri kurma konusunda yaptığı ihlalleri ve Filistinlilerin topraklarına el koymasını durdurmak için kişi veya gruplara ücretsiz hukuki danışmanlık hizmeti sunmasını, 
  2. 2009’da Gerçekleri Araştırma Komisyonu’nun “Goldstone” Raporunu hazırlamasında olduğu gibi gerçekleri araştırma komiteleri ve uluslararası gözlemcilerle iş birliği yapmasını,

b) Uluslararası kamuoyu ve sivil toplum kuruluşlarından,

  1. Soykırım, savaşlar, silahlı çatışmalar ve diğer şiddet yöntemleri gerçekleştiğinde çocuklara herhangi bir zarar söz konusu olmadan sonlandırılması yönünde tepki göstermesini, 
  2. Suç işleyenlerin cezalandırılmasının sağlanmasına yönelik talepler ortaya koymasını,
  3. Dünya liderlerine ve siyasi otoritelere düşen görevleri yerine getirmelerini sağlamaya dönük talepler ortaya koymasını,
  4. Bütün devletleri, uluslararası kamuoyunu, özellikle çocuklar üzerinde çalışmalar yapan UNICEF, UNCHR gibi oluşumları, “Çocuğun Üstün Yararı” prensibi ışığında bölgede yoğun ve sistematik olarak yaşanan çocuk hakkı ihlallerini önlemeye ilişkin etkin roller almasını sağlamaya dönük çabalar sarf etmelerini, insanlık vicdanını temsil eden kitlelerin dünya çapındaki protestolar yapmalarını,
  5. Duyarlı uluslararası kurum ve kuruluşlar ile STK’ların bu konuda daha fazla sorumluluk almasını sağlamaya yönelik talepler ortaya koymasını,
  6. İnsan hakları ihlalleriyle ilgili ayrıntılı raporlar hazırlayıp yayımlamasını,
  7. İlgili uluslararası kuruluşlara sunmaya bir ön hazırlık olarak insan hakları ihlalleri ile ilgili gerekli bilgileri toplamasını, 
  8. Hükümetler arası kuruluşlar tarafından gönderilen gerçekleri araştırma komitelerine, işlenen insan hakları ihlalleriyle ilgili ayrıntılı raporlar sunarak görevlerine katkıda bulunmasını,  
  9. Roma Statüsü’nün 15. maddesi gereğince UCM’ne uluslararası hukuk ihlalleri konusunda bilgi vermesini,
  10. Kolonici işgal yetkililerinin insanlığa karşı işledikleri suçları durdurmaları yönünde atılabilecek tüm diplomatik, siyasi ve hukuki önlemleri uygulamasını,

tavsiye ediyor ve tüm ilgili mercileri gecikmeksizin harekete geçmeye davet ediyoruz.

Yeryüzünde Adalet Kadın Hukukçular Platformu

Önceki ÇOCUK HAKLARI İHLALLERİNİ NEDEN RAPORLUYORUZ?

Yeryüzünde Adalet Platformu © 2025. Her Hakkı Saklıdır