2023 YILI FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARA YÖNELİK HAKLARI İHLALLERİ VE SOYKIRIM RAPORU DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

2023 YILI FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARA YÖNELİK HAKLARI İHLALLERİ VE SOYKIRIM RAPORU DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

İşgalci İsrail yönetiminin kuruluşundan bugüne değin, gerçekleştirdiği ve sürdürdüğü, vahşi ve gayr-ı insani saldırılarda ve uyguladığı devlet terörüyle binlerce masum Filistinli katledilmiş, yaralanmış veya toprakları gasp edilerek sürülmüştür. 

Bu saldırılar, Uluslararası Hukuk, Savaş Hukuku ve Uluslararası Ceza Hukuku kurallarını, Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarını, Cenevre ve Lahey Sözleşmelerini, BM Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi’ni, İnsan Hakları İzleme Örgütü raporlarını ve insanlık vicdanını ihlal etmektedir. İşgalci İsrail, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi insan haklarını esas alan birçok uluslararası sözleşmenin tarafı olmasına rağmen hiçbirinin hükümlerine uymamaktadır.  

İşgalci İsrail, 7 Ekim 2023 tarihinde şiddetini artırarak Gazze’de bebekleri, çocukları, kadınları, silahsız sivilleri, gazetecileri, hastaneleri, okulları, sivil konutları, cami ve kiliseleri, mülteci kamplarını, ambulansları, yaralı konvoylarını, kültürel mirası bombalamış, fosfor bombası kullanmış, esirlere kötü muamele etmiş, sivil halka açlık ve susuzluk çektirmiş, enerji ve diğer temel ihtiyaç maddelerine ambargo uygulamış, iki milyon kadar insanı göçe zorlamış ve bölge halkını topluca yok etme politikasını uygulamıştır. İsrail’in Gazze’ye giriş ve çıkışları kapatması, gıda ve ilaç gibi insani ihtiyaçların temininin ve seyahat özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle Gazze halkı haksız ve kapsayıcı bir ‘cezalandırıcılığa’ maruz bırakılmıştır.  Tüm bu hususlar, savaş suçunun konusu olmanın yanı sıra aynı zamanda insanlığa karşı işlenen suçlara ve soykırım suçuna da konu olmaktadır. 

7 Ekim süreci, 10 Aralık 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile dünyaya ilan edilen bütün değerlerin çöküşünü temsil etmektedir. Bu sürecin sonunda ayakta kalma ihtimali olan her şey, uygulamadaki adaletsizlik ve çifte standart yüzünden artık inandırıcı olamayacaktır. 

İsrail’in 7 Ekim’den itibaren uygulamaya koyduğu uluslararası insancıl hukuk düzenlemelerinin ağır ihlaline yol açan eylemler, ilk 4 aylık sürede daha önce eşi ve benzeri görülmemiş sayıda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan sivilin ölümüne, Gazze nüfusunun yüzde 85’inin yerinden edilmesine, yerleşim yerlerinin yaşanmaz hâle getirilmesine ve Gazze’de yaşayan Filistin halkının şiddetli açlık, susuzluk ve temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde yaşam mücadelesi vermek zorunda kalmasına yol açmıştır.  

Bugün Gazze’de yaşayan Filistinliler, İsrail saldırıları ve kıtlık şartları altında var olma haklarının inkâr edilmesi durumu ile karşı karşıyadır. Yukarıda detaylarına yer verildiği üzere İsrail yönetimi, 7 Ekim’den itibaren Gazze’de yaşayan Filistin halkını tamamen ortadan kaldırmak amacıyla sistematik ve yaygın bir şekilde gerçekleştirdiği öldürme, ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verme, yaşam şartlarını kasten değiştirme ve doğumları engellemek amacıyla tedbirler alma suretiyle soykırım suçu işlemiştir. 

Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşme’nin 3’üncü maddesine göre, Gazze Soykırımı’nı gerçekleştirmeye yönelik eylemlerde bulunanların, soykırımda bulunulması için işbirliği yapanların, soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtanların, soykırımda bulunmaya teşebbüs edenlerin ve soykırıma iştirak edenlerin işledikleri eylemler nedeniyle cezalandırılması gerekmektedir. 

Kuruluşundan beri İsrail’in yaptığı katliam dizisi ve hukuk tanımayan eylemleri karşısında, ABD başta olmak üzere birçok ülke, İsrail yönetimine koşulsuz askeri ve siyasi destek sağlamıştır. ABD, İsrail’e yıllık 3.8 milyar dolarlık askeri yardım yapmakta ve BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail aleyhine çıkan karar tasarılarını veto etmektedir. ABD’nin yanı sıra Fransa, Almanya, İngiltere, Kanada gibi ülkeler de İsrail’in saldırılarını meşru göstermeye çalışmakta, Gazze’ye yönelik ambargoyu kaldırmamaktadır. Ayrıca bu ülkeler, İsrail’in işgal ettiği topraklarda yaptığı yerleşim faaliyetlerini engellememekte ve İsrail’in uluslararası hukuka uymasını sağlamak için kendisine baskı yapmamaktadırlar. Bu ülkeler, işgalci İsrail’i destekleyerek onun işlediği tüm suçlara ortak olmaktadır.  Bu nedenle İşgalci ve soykırım suçlusu İsraille birlikte yargılanmalıdır. 

Sonuç olarak, bu raporda, 2023 yılında çocuklara yapılan katliam, soykırım ve yaşatılan hak ihlalleri, birçok haber kaynağından ve çeşitli kuruluşlardan alınan bilgiler doğrultusunda en doğru ve güncel şekilde hazırlanmaya çalışılmıştır. Rakamlar kayıtlara geçenlerle sınırlı olduğu için sadece aysbergin görünen kısmını belirtir özelliktedir. Tespit edebildiğimiz rakamlar, asgari rakamlar olup çeşitli kaynaklarda farklılık göstermektedir. Ayrıca topluluklara karşı işlenen suçlardan etkilenen çocuk sayısını ve 7 Ekim sonrası yıkılan binaların altında kalan çocukların sayısını doğru olarak belirlemek de mümkün değildir. Bu durumlardaki çocuk sayıları rakamlara dâhil edilmemiştir.  

2023 yılı Ekim ayına kadar yapılan hak ihlallerinin ulaşabildiğimiz kısıtlı veriler dâhilinde genel bir istatistiğini vermek gerekirse, İsrail işgal güçleri tarafından Filistinli çocuklara karşı; 

                 77 yaşama hakkı ihlali, 

  268+ yaralama, 

236 tutuklama/gözaltı, 

330+ mülkiyet ve barınma hakkı ihlali, 

9 okulda çocukları eğitim hakkından mahrum bırakma filleri gerçekleştirilmiştir.  

2023 yılı Ekim ayında yoğunlaşan soykırım suçu eylemi sonucunda yüz binlerce çocuk bu hakların hepsinden mahrum kalmıştır. 

Anadolu Ajansı’nın haberine göre “İsrail güçleri, 7 Ekim’den 2023 yılının sonuna kadar, 86 gündür sürdürdüğü saldırılarında, Gazze Şeridi’nde günde en az 181 kadın ve çocuğu öldürdü. Gazze’deki hükümetin basın ofisinden yapılan açıklamada, Gazze’de 9 bin 100 çocuk ve 6 bin 500 kadının hayatını kaybettiği belirtildi.  Yüzde 70’i kadın ve çocuk, 7 bin kişinin enkaz altında veya kayıp olduğu ifade edilen açıklamada, hastanelere ulaşan ölü sayısının 21 bin 822 olduğu, 56 bin 451 kişinin de yaralandığı hatırlatıldı. 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde 1,8 milyon kişi yerinden edildi. Yerinden edilen Filistinlilerin kaldığı kalabalık merkezlerde 355 bin bulaşıcı hastalık vakası tespit edildi. İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu Gazze Şeridi’nde 126 hükümet tesisi ile 92 okul ve üniversite yerle bir oldu, 285 okul ve üniversite kısmen yıkıldı. 65 bin konut, 119 cami ve 3 kilisenin tamamen yıkıldığı Gazze Şeridi’nde toplamda 290 bin konut zarar gördü.  İsrail ordusu, 142 sağlık kuruluşunu hedef aldı, 53 sağlık merkezi ile 23 hastaneyi hizmet dışı bıraktı ve 104 ambulansı kullanılmaz hale getirdi. 

• Defense For Children International Palestine tarafından verilen 30.12.2023 tarihli verilere göre: 

“İşgalci İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne Demir Kılıç Operasyonu adı verilen geniş çaplı bir askeri saldırı başlattığı 7 Ekim tarihinden bu yana işgal altındaki Batı Şeria’da 81 Filistinli çocuk şehit edildi.

Bu yıl İşgalci İsrail güçleri ve işgalci yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria’da en az 121 Filistinli çocuğu şehit etti. İşgalci İsrail güçleri ve işgalci yerleşimciler 102 Filistinli çocuğu canlı mühimmatla vurarak şehit etti, 14 Filistinli çocuğu insansız hava aracı saldırılarında şehit etti, dört Filistinli çocuk ABD kaynaklı Apache saldırı helikopterinden atılan füzelerle şehit edildi ve bir çocuk işgalci İsrail savaş uçağının hava saldırısında şehit edildi.” 

“İsrail’in Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırımının üzerinden sekiz aydan fazla bir süre geçti. İsrail güçleri, Gazze’de 15 bin 820’den fazlası çocuk olmak üzere yaklaşık 47 bin 600 Filistinliyi öldürdü, 34 bini çocuk olmak üzere 85 bin 950’den fazla Filistinli de yaralandı. 

En az 17.000 çocuk soykırımda en az bir ebeveynini kaybetti ve yaklaşık 500’ü her iki ebeveynini de kaybetti. Hükümet Medya Ofisi’ne göre, tahmini 3.600 Filistinli çocuk hala hasarlı ve yıkılmış binaların enkazı altında gömülü. 

Pek çok kişi kayıp ve zorla göç ettirildi; bilinmeyen sayıda kişi gözaltına alındı ve Gazze’den ihraç edildi; aileleri onların nerede olduğundan habersiz kaldı. Hükümet Medya Ofisi’ne göre, iki milyondan fazla Filistinli zorla evlerinden çıkarıldı ve konutların yüzde 60’ından fazlası yıkıldı.

UNRWA’nın Gazze’de işlettiği okullar, yerinden edilmiş Filistinli siviller için barınma merkezleri olarak hizmet veriyor. İsrail’in Gazze’ye karşı soykırım kampanyasına varan büyük askeri saldırısı, benzeri görülmemiş yaşanabilirlik koşulları yarattı. 

Gazze’deki okul barınaklarının kasıtlı olarak hedef alınması, 1949 tarihli Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nde yer aldığı gibi uluslararası insancıl hukukun ciddi bir ihlalini oluşturmaktadır. Bu Sözleşme, silahlı çatışma sırasında sivilleri barındırmak için kullanılan okullar da dâhil olmak üzere sivil nesnelere yönelik saldırıları yasaklamaktadır. Bu tür eylemler ayrıca, çatışmanın taraflarının sivil ve askeri hedefler arasında ayrım yapmasını gerektiren ayrım ilkesine de aykırıdır. Dahası, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü, sivillerin veya sivil nesnelerin kasıtlı olarak hedef alınmasını uluslararası hukuk uyarınca cezalandırılabilir bir savaş suçu olarak görmektedir. 

DCIP ve diğer insan hakları örgütleri, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki okulları, hastaneleri ve diğer sivil altyapıları hedef aldığını ve bu altyapıların içinde ve çevresinde çocukların öldürüldüğünü ve sakat bırakıldığını kapsamlı bir şekilde belgelemiştir. 

• Filistin resmi ajansı WAFA’nın yayımladığı Filistin Merkezi İstatistik Kurumunun 2023 yılı nüfus, ölüm ve gözaltı sayılarıyla ilgili hazırladığı rapora göre:

“Filistin genelinde (Gazze ve Batı Şeria) 2023’ün başından bu yana 22 bin 404, sadece 7 Ekim’den bu yana ise 22 bin 141 kişi öldürüldü. İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den sonraki ölümlerin yüzde 98’i Gazze’de kaydedilirken bunların 9 binini çocuklar, 6 bin 450’sini kadınlar oluşturdu.

Aynı dönemde Batı Şeria’da 111’i çocuk, 4’ü kadın 319 Filistinli öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki saldırılar nedeniyle yaklaşık 1,9 milyon kişi yerinden edildi. Gazze nüfusu 2023 yılında 2,3 milyona ulaşmıştı. Nüfusun 1,06 milyonunu 18 yaş altı çocuklar oluşturuyordu.

İsrail saldırılarında ölenlerin ise yüzde 40’ı çocuk, yüzde 30’u kadın olarak kayda geçti.

Rakamlara göre 2023, İsrail’in kurulduğu 1948’deki “Büyük Felaket” ten (Nekbe) bu yana en çok Filistinlinin öldürüldüğü yıl oldu.

İsrail’in Gazze saldırıları ayrıca Birleşmiş Milletlerin (BM) 1945’teki kuruluşundan bugüne 142 kişiyle en fazla BM çalışanının öldürüldüğü dönem olarak açıklandı.

BM’nin Batı Şeria’da Filistinli can kayıplarını kaydetmeye başladığı 2005’ten bu yana önce 2022 sonra da 2023 en kanlı yıl olarak kayıtlara geçti.

Filistin Esirler Cemiyeti, İsrail güçlerinin 2023 yılında yaklaşık 11 bin Filistinliyi “işkence, baskı ve taciz altında” gözaltına aldığını bildirdi.” 

Çocuk mahkûmlara uygulanan hükümlere bakıldığında, işgalci İsrail makamlarının çocukların gözaltına alınmasını son çare olarak görmedikleri açıkça anlaşılmaktadır. Örneğin İsrail askerlerine taş attığı gerekçesiyle 6 aydan 18 aya kadar hapis cezası alan çocukların yanı sıra farklı suçlamalarla müebbet hapis cezasına dahi çarptırılan Filistinli çocuklar vardır, ayrıca gizli teşkilat üyesi olması ithamıyla 1 ile 3 yıl hapis cezası alan çocuklar vardır. İsrail hapishanelerinde tutulan çocukların önemli bir kısmı, 5 ila 15 yıl hapis cezasına çarptırılmış durumdadır, ortalama genellikle 1.000-6.000 şekel arasında bir para cezası eşlik eder. İsrail, çocukları askeri mahkemelerde yargılanan dünyadaki tek ülkedir ve her yıl 500-700 Filistinli çocuk bu mahkemelerde yargılanmaktadır. 

İsrail işgalinin bizatihi kendisi başta yaşam hakkı olmak üzere temel insan haklarını ihlal etmekte, sürdürülebilir kalkınma ve uygun ekonomik ortamın oluşturulmasının önünde ciddi engel teşkil etmekte, sokağa çıkma yasakları, işyeri kapatmaları ve kontrol noktaları Filistin halkının serbest dolaşım hakları, çalışma hakları, çocukların eğitim hakları ve sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarını ihlal etmekte, ticari ve ekonomik hayatın felç olmasına yol açmakta, toprak, doğal kaynaklar ve su kaynaklarını kontrol altında tutarak Filistin halkının yaşam standartlarını ciddi oranda düşürmektedir.  

Yaşama Hakkı İhlali: 2023 yılında Filistinli çocuklara karşı yaşam hakkının en ağır şekilde ihlal edildiği soykırım suçu işlenmiş ve binlerce çocuk şehit edilmiştir. 

Yaşama Hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 3. maddede, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 2/1. maddede, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi 6/1. maddede düzenlenmiştir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 6/1. maddesinde, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğu, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı devletlerin göstermesi gerektiği belirtilmekte, çocuğun fiziksel, ruhsal ve zihinsel gelişimini tehdit eden tüm durumlarla ilgili gerekli müdahaleleri zaman kaybetmeksizin alınmasında devletler sorumlu kılınmaktadır. 

İşkence, Şiddet ve Yaralama: 2023 yılında Filistinli binlerce çocuk şiddete uğramış ve yaralanmıştır. 

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 5. maddeye göre, “Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez.” 

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 37. maddesi, hiçbir çocuğun işkence veya zalimce bir muameleye tabi tutulamayacağını ve devletin bu konularda çocukların sağlığı ve güvenliğiyle ilgili her türlü koruyucu ve önleyici çalışmaları yapması gerektiğini belirtir. 

Haksız Tutuklamalar ve Haksız Gözaltı: İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinli çocukları askeri olarak tutuklaması ve gözaltına alması, uzun süredir her yıl artan oranda devam eden önemli bir insan hakları meselesidir. 2023 yılında ulaşabildiğimiz kaynaklara göre 7 Ekim tarihine kadar, en az 236 çocuk haksız yere gözaltına alınmış ve/veya tutuklanmıştır. 7 Ekim sonrasında işgal edilen topraklardaki gözaltına alınan ve tutuklanan çocukların sayısı konusunda doğru bir rakam vermek mümkün değildir. Gazze’de çocukların da bulunduğu binlerce Filistinlinin çıplak olarak gözaltına alınıp bilinmeyen yerlere götürüldükleri dünyanın şahit olduğu bir durumdur. 7 Ekim’den bu yana bazı durumlarda, aile üyelerini teslim olmaya zorlamak için de çocuklar rehin alınmıştır.

Mahkûmlar ile ilgilenen kuruluşların yaptıkları ortak bir açıklamada, 7 Ekim’den sonra 2023 yılının sonuna kadarki üç aylık dönemde, İsrail işgali tarafından yaklaşık 1.085 çocuk ve 300 kadının tutuklandığı açıklanmıştır.  

Çocukların gözaltında tutulması, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 37/1 ve 19. maddelerinin açık ihlalidir.

İsrail, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve uluslararası hukuk uyarınca çocukların tutuklanması ve yargılanması için uygun adli güvenceler sağlama yükümlülüklerinin aksine hareket ederek, Filistinli çocuklara karşı ırkçı askerî kurallar uygulamakta olup, Filistinli çocukları İsrailli çocukların sahip olduğu adil yargılanma garantisi dışında bir sistemle yargılamamaktadır. 

Asgari adil yargılama standartlarından yoksun mahkemelerin 12 yaşından küçük çocukların gözaltına almasına izin veren emirleri, uluslararası hukukun ve temel insan haklarının açık bir ihlalidir. Ayrıca çocuk mahkûmlara yönelik kararlarını yine uluslararası hukuka aykırı olarak “132 Sayılı Askerî Emir”e dayandıran İsrail yargı sistemine göre, sadece 16 yaşından küçük olanlar çocuk olarak değerlendirilmektedir. Bu uygulama Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesini ihlal niteliğindedir. 

Filistinli çocuk tutsaklar, Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak işgal altındaki Filistin topraklarından İsrail’e nakledilmektedirler. İsrail, hiç kimsenin keyfi tutuklanamayacağını ve suç isnat edilmeksizin cezaevine konulamayacağını düzenleyen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 9, 10 ve 11. maddelerini sürekli olarak ihlal etmektedir.

Bir çocuğa herhangi bir süre hücre hapsi uygulanması, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 7. Maddesi ile İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 16. maddesini ihlal eden insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele teşkil etmektedir.

Özgürlüklerinden Yoksun Bırakılan Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kurallarının (Havana Kuralları) 67. maddesi, tecridin çocuklara karşı bir disiplin prosedürü olarak kullanılmasını yasaklamaktadır. 

Uluslararası mevzuat hükümlerinden ‘Silahlı Çatışma Durumlarında Kadın ve Çocukların Korunmasına İlişkin Evrensel Bildirge’nin 5. maddesinde, “Askeri operasyonlar sırasında veya işgal altındaki topraklarda çatışmanın taraflarınca hapsetme, işkence yapma, kurşunlama, kitlesel olarak gözaltına alma, konutları tahrip etme ve zorla göç ettirme gibi, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen baskıcı ve zalimane ve insanlık dışı fiiller suç olarak kabul edilir.” hükmü bulunmaktadır.

Filistinli çocuklar, gece vakti gözaltına alınma, aile üyelerinin önünde şiddetli dövülme, gözaltında vurulma ve kelepçelenme, bacak bağlama ve göz bağlama, küfür ve hakaret içeren sözlü taciz, yiyecek ve su verilmemesi gibi kötü muamele türlerine maruz kalmaktadır. Ayrıca, çocukların hukuki yardım alma ve sorgulanması sırasında yanlarında bir ebeveynin bulundurulması yasal haklardan olmasına rağmen Filistinli çocuklar bu haktan da mahrum bırakılmaktadır.  Bu durum, çocuğu hem psikolojik hem de fiziksel işkenceye maruz bırakmakta, itiraf elde etme ve içeriklerini anlamadan belgeleri imzalatmaya zorlamak amacı taşımaktadır.

Hapishane yönetimlerince çocuklar, en temel haklarından mahrum bırakılmakta ve insanlara uygun olmayan hücrelere yerleştirilmektedir. İsrail hapishanelerindeki tutsak çocuklar sağlık hizmetlerinden ve uygun tıbbi tedaviden de mahrum bırakılmakta, acil ameliyat gerektiren durumlarda dahi çocukların tedavilerini yaptırmamaktadır. Tutuklanan çocukların ifadelerine göre, cezaevi yetkilileri ve yönetimleri hasta çocukları cezaevi kliniklerine götürmeyi reddetmekte; hastaneye götürülen çocukların çoğu da doktor ve hemşirelerin dayak, hakaret ve tacizine maruz kalmaktadır. İsrail ayrıca cezaevlerinde daimi bir doktor da bulundurmamaktadır. Filistin Tutuklular Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, çocuk mahpusların yakalandığı hastalıkların yaklaşık %40’ı gözaltındaki kötü koşullardan, hijyen eksikliğinden, yetersiz ve kalitesiz gıdadan kaynaklanmaktadır. 

İşgal güçleri, son yıllarda bıçaklama operasyonları gerçekleştirmeye teşebbüs etmek bahanesiyle, kasıtlı olarak çocukları yakın mesafeden vurmaya başlamıştır. Ardından onları tutuklayarak zor sağlık koşullarında cezaevlerine nakletmiştir. 

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail ordusunun Filistinli çocukları ve sivilleri tutuklamak için polis köpeği kullanmasının İsrail ordusunun yıllardır izlediği resmi bir politika olduğunu belirterek, bu politika hakkında Mart 2012 yılında bir rapor yayınladığını, ancak işgal devletinin uygulamalarında önemli bir değişiklik olmadığını dile getirmiştir.  Ayrıca, İşgal ordusunun, çoğu Almanya’dan ithal edilen ve Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te çalışmalar yürüten ordu birliklerinin hizmetine sunulmak üzere şiddet eylemleri gerçekleştirmek adına eğitilmiş polis köpekleri için özel bir birliğe sahip olduğunu ifade etmiştir. Bu köpekler 7 Ekim sonrasında Gazze de de kullanılmaktadır.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü, silahsız çocukları ve sivilleri gözaltına almak için köpeklerin kullanılmasını, özellikle Dördüncü Cenevre Sözleşmesi (1949) ve İşkenceye Karşı Sözleşme (1984) olmak üzere uluslararası hukuk tarafından suç olarak kabul edilen bir “işkence” ve “insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele” biçimi olarak değerlendirmiştir. 

Goz altina alinan cocuklar, özellikle Kudüs’teki çocuklar, serbest bırakıldıklarında genellikle ev hapsine alınmakta ve bu durum, çocukların eğitim ve ailelerinin ötesinde sosyal hayata erişimlerini engellemektedir. 

Mahkum edilenler arasında, Qalandiya Mülteci Kampı’ndan 17 yasındaki Aseel Shehadeh gibi genç kız tutuklular da bulunmaktadır. Shehadeh, 7 Kasım’da Qalandiya askeri kontrol noktasının önünde işgal güçleri tarafından vurulmuş ve Ramla Hapishanesi’nde zorlu ve sıkıntılı koşullarda tutulmuştur.  

Çocuklara İdari Gözaltı Cezası: İdari gözaltı, bir kişinin İsrail askeri komutanının emriyle herhangi bir suçlama ve yargılama olmaksızın özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, yargı sürecinin dışında gerçekleşen bir cezalandırma yöntemidir. Askeri Emir 1651 uyarınca, bir kişi sınırsız sayıda yenileme ile altı aya kadar gözaltında tutulabilir.  Tutuklunun, “İsrail’in güvenliği için tehlike teşkil ettiğine” karar verilmesi halinde askeri hâkim, suç isnadında bile bulunmadan tutukluluk süresini 5 yıla kadar uzatabilmektedir. Ancak genellikle kişinin görme hakkına sahip olmadığı gizli kanıtlara dayanır. 

Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 78. maddesinde, idari gözaltının, işgal yetkililerinin ancak siviller için ve o anda veya gelecekte işgal gücünün güvenliğine gerçek bir tehdit oluşturması durumunda başvurabilecekleri, istisnai bir önlem olduğu belirtilmektedir.

Ne yazık ki, idari gözaltı politikası, İsrail işgal güçleri tarafından büyük ölçekte sistematik olarak ve her yıl yüzlerce Filistinli sivile karşı toplu cezalandırma yöntemi olarak uygulanmaktadır.  

Defense For Children International istatistiklerine göre 2023 yılında 278 çocuk idari göz cezasına maruz kalmıştır. 

İşgal güçlerinin Filistinli tutsaklara karşı kullandığı idari gözaltının hukuka ve kanuna aykırılığına rağmen çocuklar bu despot gözaltıdan kurtulamamıştır. Ramallah kentinden 17 yaşındaki hasta çocuk Emel Nakleh, bu yıl serbest bırakılmadan önce 16 ay boyunca idari gözaltında tutulmuştur.78 Muhammed Mansur  adlı çocuk da 8 ay boyunca hiçbir suçlama olmaksızın idari gözaltında tutulmuş ve geçen Haziran ayında serbest bırakılmıştır. İşgal makamları, hala iki küçük çocuğu idari gözaltında tutmaktadır. Bunlar, işgal altındaki iç bölgedeki Kabatiya/Cenin kasabasından Enes Abu el-Rub (17 yaşında) ve Celjulya kasabasından Altal Mustafa Mutlak’tır. 

Eğitim Hakkı İhlali: İsrail işgal devleti, 2023 yılında Ekim ayına kadar Batı Şeria’da 9 okulda  öğrencilerin eğitim görmesine engel olmuştur. Ancak eğitim hakkı ihlallerinde okullardaki öğrenci sayısı tam olarak tespit edilemediğinden sadece okul sayısı belirtilmiştir. 2023 yılının Ekim ayında başlayan soykırım eylemi sonucunda ise yüz binlerce çocuk eğitim hakkından da mahrum kalmıştır. Soykırım suçu eylemi neticesinde başta yaşam hakları ellerinden alınan çocukların, evleri ve okulları bombardıman altında yıkılmış ve yok olmuştur. 

Anadolu Ajansı’nın haberine göre İsrail ordusunun hava saldırıları sonucu 7 Ekim – 1 Ocak tarihleri arasında Gazze Şeridi’nde 92 okul ve üniversite yerle bir oldu, 285 okul ve üniversite kısmen yıkıldı. 

Eğitim hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 26. maddede, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 28. maddesinde düzenlenmiştir. İsrail askerleri, Filistinli öğrenci ve öğretmenleri öldürme ve yaralama eylemlerinde bulunarak, okullara saldırarak, askeri barikatlar kurarak ve çocukların okul çantalarını elinden alarak, geçiş kontrol noktalarında çocukları alıkoyarak okula gidememelerine veya okula geç kalmalarına sebep olmakta, Filistinli çocukların eğitim haklarını engellemektedir. 

İsrail işgali altındaki Kudüs’te yer alan Filistin okulları, İsrail’in “Yahudileştirme” politikasına da maruz kalmaktadır. İsrail işgal devleti, Filistinli okulların eğitim müfredatını değiştirmeye çalışmakta ve bunun için okullara çeşitli şartlar ileri sürmektedir. Bu şartları yerine getirmeyen okullarsa yıkım tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır.  

Yıkımlar ve Barınma Hakkı İhlali: Bir toplu cezalandırma ve caydırıcılık yöntemi olarak uygulanan ev yıkımı politikası, mülkiyet hakkı ihlalleri ve ev baskınları çocukların barınma hakkını ihlal etmektedir. Askeri baskın ve yıkım operasyonları neticesinde yerinden edilen Filistinli halkın neredeyse yarısı çocuklardan oluşmaktadır. İşgalci Yahudi yerleşimcileri yerleştirmek ve Yahudi nüfusunu arttırmak için Filistinlileri göçe zorlamak amacıyla yapılan bu hukuka aykırı eylemler, en çok çocuklara zarar vermektedir. 

BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme 27. madde çocukların yaşam standardı hakkını korur. 2023 yılında özellikle Gazze’de binlerce Filistinli çocuğun ev yıkımları sonucu barınma hakkı ihlal edilmiştir. Yıkımlar, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 18/2. ve 16/1. maddelerine aykırılık teşkil eder. Ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17/1 ve 17/2. maddeleri de ihlal edilmektedir.

Seyahat Hakkının İhlali: İsrail işgal devleti 2023 yılında, binlerce Filistinli çocuğun serbest dolaşım hakkını engellemiştir. Bu çocuklar eğitim ve tedavi amaçlı seyahat ederken tutuklanmışlardır. Gazze’de yaşanan soykırımda ise ağır yaralı ve hastaların şehirden çıkışları engellenmiş, tedavi imkânlarına erişimi kısıtlanmıştır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 13/1. maddeye göre, “Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.” 13/2. maddeye göre, “Herkes, kendi ülkesi de dâhil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.”

Maddi Para Cezasının Verilmesi: İşgal makamları, hükümlere ek olarak çocuklara ağır para cezaları vermektedir. Çocukların serbest kaldığı davalarda bile bazen büyük tutarlarda maddi para cezası verilmektedir. İşgal güçleri tarafından çocuklara bir yıl boyunca Ofer Askeri Mahkemesi’nde verilen para cezaları 150 bin doları aşmış durumdadır.  

İşgalci İsrail, planlı ve sistematik olarak Filistin coğrafyasını tamamen ele geçirmek, bölgedeki varlığını sürdürülebilir hale getirebilmek için Filistin halkına, özellikle de çocuklara karşı soykırım suçunu işlemeye, çeşitli hak ihlallerine ve Filistin topraklarını işgale devam etmektedir. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi başta olmak üzere temel insan hakları ve çocuk hakları metinlerine, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı davranmakta ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsüne göre de soykırım suçunu işlemeye devam etmektedir.

İsrail’in yıllardır sistematik olarak sürdürdüğü soykırım Filistin’i adeta bir açık hava hapishanesine çevirmiştir. Günümüzde çok çeşitli imkânlara, gelişmiş ve hızlı haberleşme ağına rağmen Filistin’de yaşayan çocukların en temel hakları açıkça ihlal edilmektedir. 

Filistinli çocuklar, işgal güçleri tarafından bizzat kendi üzerlerinde uygulanan ve savaş suçları olarak değerlendirilebilecek fiillere muhatap olmaktadır. Ayrıca çocuklar yakınlarına yönelik insanlık dışı eylemlere; öldürmeler, yaralamalar, yakalamalar, hapse atmalar, sürgünler, ev yıkımları ve baskınlar gibi travmatik birçok olaya da yıllardır şahitlik etmektedirler.

Filistin’de yer alan bu şiddet olayları çocuğun kendisine ya da kendisi için önem taşıyan diğer kişilerin yaşamına ve fiziksel bütünlüğüne yönelik doğrudan veya dolaylı olarak tehdit oluşturmaktadır. Çocuğun zihninde bu durum yoğun ve derin bir korkuya neden olabilmektedir. Çocuğun kendini güvende hissetmesini ve başkalarına güven duymasını zorlaştırmakta hatta imkânsızlaştırmaktadır. Çocukların dünyanın iyi ve adil bir yer olduğu ve insanların onları koruyacağına ilişkin temel inançları derinden sarsılmaktadır. En temel ihtiyaçlarını bile süreç içinde zaman zaman karşılayamamaktadır. Bu nedenle bu duruma maruz kalan çocukların seslerine kulak vermek, sessiz çığlıklarını duymak ve en azından sessiz kalmamak insanlığın bir gereğidir.

Yeryüzünde Adalet Kadın Hukukçular Platformu

Önceki Filistin’de Çocuk Hakkı İhlalleri (Ocak- Eylül 2023) *

Yeryüzünde Adalet Platformu © 2025. Her Hakkı Saklıdır